SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından yayımlanan “Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi” başlıklı rapor, ulusal ve uluslararası ölçekte fırsat ve riskleri kapsamlı biçimde analiz ediyor.
Raporda, Türkiye’nin net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünün yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve elektrifikasyon ekseninde ilerlediği vurgulanırken, doğrudan elektrifikasyonun kısa vadede yeterli olmadığı sektörlerde yenilenebilir hidrojenin tamamlayıcı bir rol üstlenmesi gerektiği belirtildi. Özellikle yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri ve uzun mesafe taşımacılıkta hidrojenin fosil yakıtlara alternatif oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Önceliklendirme ve ihracat potansiyeli
Rapora göre, yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği sektörlere odaklanılması gerekiyor. Bu alanlarda iç talebin karşılanmasının ardından oluşabilecek üretim fazlasının ise çevre ülkelere ihraç edilebileceği ifade ediliyor.
Uluslararası standartlarla uyumlu, bütüncül bir planlama yaklaşımının benimsenmesi halinde Türkiye’nin Avrupa’da gelişmekte olan yenilenebilir hidrojen pazarında rekabetçi ve stratejik bir konum elde edebileceği değerlendiriliyor.
Küresel projelerde yavaşlama
Raporda küresel ölçekte yenilenebilir hidrojen projelerinde gecikmelere dikkat çekildi. 2030’a kadar devreye alınması planlanan projelere dayalı düşük emisyonlu hidrojen üretim beklentisinin son bir yılda 49 milyon tondan 37 milyon tona gerilediği, projelerin yüzde 80’inden fazlasının ise elektrolizör teknolojisine dayandığı kaydedildi.
Gecikmelerin arkasında yetersiz altyapı, düzenleyici çerçevenin eksikliği, teknolojik olgunluk sorunları, yüksek üretim maliyetleri, karbon fiyatlandırma mekanizmalarının sınırlı etkisi ve talep tarafındaki desteklerin yetersizliği gibi faktörlerin bulunduğu belirtildi. Türkiye’nin küresel politika ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli biçimde güncellemesi gerektiği vurgulandı.
17 maddelik politika çerçevesi
Rapor, Türkiye’de yenilenebilir hidrojen ekosisteminin oluşturulması için 17 politika önerisi sunuyor. Bu öneriler arasında kamu koordinasyon biriminin kurulması, yasal ve düzenleyici çerçevenin netleştirilmesi, mali teşviklerin devreye alınması, altyapı ve hidrojen merkezleri yatırımları, öncelikli sektörlerin belirlenmesi, AR-GE ve insan kaynağının geliştirilmesi, yerli teknoloji üretimi, su-enerji sürdürülebilirliği ile ihracat ve talep artırıcı düzenlemeler yer alıyor.
“Kurumsal yapı ve takvimlendirilmiş plan şart”
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, rapora ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve stratejik konumu sayesinde yenilenebilir hidrojen üretimi ve kullanımı açısından önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti.
Bağ, “Yenilenebilir hidrojen potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için politika belgelerinde yer alan hedeflerin somut, takvimlendirilmiş ve kurumsal sorumlulukları net biçimde tanımlanmış eylem planlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Hidrojenden sorumlu kurumsal bir yapı oluşturulmalı. Uygun teşvik ve destek mekanizmaları geliştirilerek piyasa yapısı kademeli olarak inşa edilmeli, talep yaratacak öncelikli sektörler belirlenmeli ve gerekli altyapı eş zamanlı planlanmalı.” ifadelerini kullandı.
En kritik başlığın hidrojen üretiminin elektrik sektörünün dönüşüm hedefleriyle uyumlu biçimde planlanması olduğunu vurgulayan Bağ, yenilenebilir hidrojenin mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesinin ikamesiyle değil, yalnızca hidrojen üretimine tahsis edilecek ilave yenilenebilir enerji yatırımları üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde elektrik sektörünün karbonsuzlaşma hedeflerinin riske girebileceği uyarısında bulundu.
Rapora göre, doğru kurgulanmış bir politika setiyle yenilenebilir hidrojen, Türkiye’nin enerji ithalat bağımlılığını azaltmada ve sanayinin düşük karbonlu dönüşümünde stratejik bir kaldıraç işlevi görebilir.

