BloombergNEF (BNEF), İran savaşı kaynaklı jeopolitik gerilimlerin temiz enerji piyasalarına etkisini mercek altına aldığı analizinde dikkat çeken sonuçlara ulaştı. Kuruluşa göre, gerilim tırmanışı, yaygın beklentinin aksine temiz hidrojen yatırımlarını küresel ölçekte hızlandırmayacak.
Petrol fiyatları artabilir, ancak hidrojen için yeterli değil
Analize göre savaş riskleri kısa vadede petrol fiyatlarında artışa yol açabilir. Ancak bu artış, temiz hidrojen gibi henüz maliyet açısından rekabetçi olmayan teknolojiler için gerekli yatırım ortamını oluşturmakta yetersiz kalıyor.
BNEF’e göre enerji piyasalarında yaşanan arz şokları genellikle geçici fiyat dalgalanmalarına neden oluyor ve bu tür oynaklıklar, uzun vadeli hidrojen projeleri için yatırım güvenini artırmak yerine belirsizlik yaratıyor.
Küresel hidrojen piyasası hâlâ kırılgan
Temiz hidrojen sektörü, özellikle yüksek üretim maliyetleri, altyapı eksiklikleri ve talep belirsizliği nedeniyle hâlen erken gelişim aşamasında bulunuyor. Nitekim BNEF verileri, 2025 yılında hidrojen yatırımlarının sınırlı kaldığını ve diğer temiz enerji alanlarına kıyasla daha zayıf performans gösterdiğini ortaya koyuyor.
Bu nedenle jeopolitik krizlerin tetiklediği fosil yakıt fiyat artışlarının, hidrojen yatırımlarını otomatik olarak hızlandıracağı yönündeki varsayım gerçekçi bulunmuyor.
Çin neden ayrışıyor?
Analizde en dikkat çekici unsur ise Çin’in küresel eğilimden ayrışması.
Çin, güçlü devlet teşvikleri, geniş ölçekli sanayi politikaları ve hızla büyüyen proje portföyü sayesinde temiz hidrojen alanında istisnai bir konumda bulunuyor. 2025 itibarıyla dünya genelinde yatırım kararı alınan veya inşaat aşamasına geçen projelerin yüzde 60’ından fazlasının Çin’de olması bu durumu destekliyor.
Ayrıca ülkenin uzun vadeli enerji stratejisinde elektrifikasyon ve yerli üretim kapasitesine dayalı bir model izlemesi, hidrojen yatırımlarını dış şoklara karşı daha dayanıklı hale getiriyor.
Enerji güvenliği etkisi sınırlı kalacak
BNEF’e göre kriz, enerji güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme getirse de, bu durumun temiz hidrojen gibi yeni teknolojilere doğrudan ve hızlı bir talep artışı yaratması beklenmiyor.
Bunun temel nedeni, hidrojenin henüz enerji sistemlerinde petrol ve doğal gazın yerini alabilecek olgunluğa ulaşmamış olması. Bu da kriz dönemlerinde yatırımcıların daha çok mevcut ve hızlı geri dönüş sağlayan enerji çözümlerine yönelmesine yol açıyor.

