Enerji şirketi LEAG’ın açıklamasına göre, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik özellikle yaz aylarında talebi karşılaması nedeniyle kömürle çalışan santrallere duyulan ihtiyacı azaltıyor. Bu durumun, Welzow-Süd madeninin yıllık bazda ekonomik olarak sürdürülebilirliğini zorlaştırdığı belirtiliyor.
Brandenburg eyaletinin ekonomi bakanlığı ise madenin erken kapanmasının bölgesel enerji arz güvenliğini tehlikeye atmayacağını; elektrik ihtiyacının yenilenebilir kaynaklar ve diğer altyapılarla karşılanabileceğini vurguladı.
LEAG ayrıca Avrupa Komisyonu’nun onay verdiği 12 GW’lık yeni doğal gaz santrallerinin devlet desteğiyle inşa edilmesine yönelik planlara başvurmaya hazırlandığını belirtti. Bu, kömürden çıkış sürecinde arz güvenliğini korumaya ilişkin stratejinin bir parçası olarak okunuyor.
Almanya’nın tüm kömürlü termik üretimini en geç 2038’ye kadar aşamalı olarak sonlandırma hedefi bulunuyor. Ancak enerji sektöründeki gözlemciler, yenilenebilir enerjilerin hızla artması ve karbon fiyatlamasının kömür kullanımını ekonomik açıdan zorlaştırmasının, bu süreci daha da öne çekebileceğine dikkat çekiyor.
Bu yerel gelişme, daha geniş bir Avrupa enerji dönüşümü tablosu içinde değerlendirildiğinde, kıtada temiz enerji kaynaklarının etkisinin hızla arttığı görülüyor. Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in geçtiğimiz günlerde yayımladığı “European Electricity Review 2026” raporuna göre, 2025’te Avrupa Birliği’nde rüzgâr ve güneş enerjisi ilk kez fosil yakıtların elektrik üretimindeki payını geçti. Bu veriler, Avrupa’nın enerji sisteminde kömür ve gazdan uzaklaşma eğiliminin hızlandığını, yenilenebilir enerjilerin ise elektrik üretimindeki rolünü artırdığını gösteriyor. Bu dönüşüm, enerji maliyetleri, arz güvenliği ve karbon emisyonları üzerinde uzun vadeli etkiler yaratacak kritik bir eşik olarak kabul ediliyor.

