Küresel petrol piyasasında son yılların en ciddi arz kesintilerinden biri yaşanıyor. Normal koşullarda dünya petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sinin taşındığı Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyatların neredeyse durma noktasına gelmesi, piyasada ciddi daralmaya yol açtı. Günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürününün geçtiği bu kritik hattaki aksama, petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine taşırken özellikle dizel, jet yakıtı ve LPG fiyatlarında daha sert artışlara neden oldu.
IEA, 11 Mart’ta üye ülkelerin acil durum rezervlerinden toplam 400 milyon varil petrol serbest bırakma kararı aldığını hatırlatarak bunun ajans tarihindeki en büyük stok kullanımı olduğunu vurguladı. Ancak kurum, arz taraflı müdahalelerin tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekerek, talebin düşürülmesinin kısa vadede kritik bir araç olduğunun altını çizdi.
IEA İcra Direktörü Fatih Birol, mevcut durumun küresel enerji piyasası açısından ciddi bir kriz anlamına geldiğini belirterek, “Hızlı bir çözüm bulunmazsa ekonomik etkiler daha da ağırlaşacak. Talep tarafında alınacak önlemler, tüketicileri korumak ve piyasadaki baskıyı azaltmak için acil ve etkili bir araçtır.” değerlendirmesinde bulundu.
En büyük tasarruf potansiyeli karayolu taşımacılığında
Rapora göre, küresel petrol talebinin yaklaşık yüzde 45’ini oluşturan karayolu taşımacılığı, en hızlı sonuç alınabilecek alanların başında geliyor. Evden çalışma uygulamalarının yaygınlaştırılması, otoyol hız sınırlarının en az 10 km/s düşürülmesi ve toplu taşımanın teşvik edilmesi gibi önlemler kısa sürede önemli tasarruf sağlayabilir.
Büyük şehirlerde özel araç kullanımına yönelik plaka rotasyonu gibi uygulamalar, trafik sıkışıklığını ve yakıt tüketimini azaltma potansiyeli taşırken; araç paylaşımı, verimli sürüş teknikleri ve lojistik optimizasyonu da dizel tüketimini düşüren diğer başlıklar arasında yer alıyor.
Havacılık, haneler ve sanayi de hedefte
IEA’nın önerileri yalnızca karayolu taşımacılığıyla sınırlı değil. Alternatiflerin bulunduğu durumlarda hava yolculuğunun azaltılması, jet yakıtı talebini doğrudan düşürebilecek kritik bir adım olarak öne çıkıyor.
LPG tarafında ise özellikle haneleri korumaya yönelik bir yaklaşım dikkat çekiyor. Raporda, LPG kullanımının ulaşımdan çekilerek yemek pişirme gibi temel ihtiyaçlara yönlendirilmesi önerilirken, elektrikli pişirme gibi alternatif çözümlerin yaygınlaştırılmasıyla bu yakıta bağımlılığın azaltılabileceği ifade ediliyor.
Sanayi sektöründe ise LPG arzının daraldığı ülkelerde nafta gibi alternatif hammaddelere geçiş yapılması ve kısa vadeli verimlilik-bakım önlemleriyle petrol tüketiminin azaltılması öneriliyor.
“Hedefli destek daha etkili”
IEA, hükümetlerin kamu politikaları, düzenleyici adımlar ve teşvik mekanizmalarıyla sürece öncülük etmesi gerektiğini vurgularken, tüketicilere sağlanacak desteğin hedefli olması gerektiğine dikkat çekiyor. Önceki kriz deneyimlerine atıf yapılan raporda, geniş tabanlı sübvansiyonlar yerine ihtiyaç odaklı desteklerin hem daha etkili hem de mali açıdan sürdürülebilir olduğu belirtiliyor.
Raporda yer alan önlemlerin tek başına arz kesintisinin boyutunu telafi edemeyeceği ifade edilse de, bu adımların yakıt maliyetlerini düşürmede, piyasa baskısını hafifletmede ve sınırlı kaynakların kritik kullanım alanlarına yönlendirilmesinde önemli rol oynayacağı vurgulanıyor.
IEA ayrıca, kriz sürecinin başından bu yana farklı ülkeler tarafından açıklanan talep azaltıcı politikaların genel bir değerlendirmesini de paylaşarak, birçok ülkenin benzer adımları halihazırda uygulamaya başladığını ortaya koydu.

