Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ozan Erdinç, AA’dan Gülseli Kenarlı’ya yaptığı açıklamada, hane halkının güneş enerjisi kullanımının enerji dönüşümünün tabana yayılması açısından kritik bir rol oynadığını belirtti. Erdinç, “İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca büyük ölçekli yenilenebilir santrallerle değil, bireysel katkılarla da mümkündür. Çatı GES’ler bu noktada somut ve etkili bir araçtır” değerlendirmesinde bulundu.
Yerel üretim-yerel tüketim modelinin dağıtım kayıplarını azaltarak sistem verimliliğini artırdığına dikkat çeken Erdinç, konut ölçeğinde atılan adımların toplumsal ölçekte güçlü bir dönüşüm etkisi yaratabileceğini vurguladı.
Kurulum süreci 2-3 ayda tamamlanabiliyor
Güneş enerjisi sistemleri üretimi yapan Sunera Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Raşit Akyol ise konutlarda panel kurulum sürecinin başvuru ve izin aşamalarıyla başladığını aktardı. Akyol’un verdiği bilgiye göre süreç; çatının statik uygunluğunun ve mevcut elektrik altyapısının analiz edilmesi, ihtiyaç duyulan kurulu gücün belirlenmesi ve teknik projenin hazırlanarak dağıtım şirketine sunulması aşamalarını içeriyor. Resmi onayların ardından panel, inverter ve taşıyıcı sistemlerin montajı yapılıyor ve şebeke bağlantı testleri sonrası sistem devreye alınıyor.
Başvuruların değerlendirilmesi yaklaşık 2-3 ay sürerken, izinlerin alınmasının ardından kurulum süreci ortalama 2-3 haftada tamamlanıyor. Akyol, özellikle mevcut binalarda çatı statiği ve elektrik altyapısının detaylı incelenmesinin kritik olduğunu, yeni projelendirilen yapılarda ise sürecin daha hızlı ilerleyebildiğini ifade etti.
5 kW’lık sistemle yıllık tüketim karşılanabiliyor
Akyol’un paylaştığı verilere göre, ortalama büyüklükte bir konut için 5 kW’lık bir güneş enerjisi sistemi yeterli görülüyor. Türkiye koşullarında bölgesel farklılıklara bağlı olarak bu kapasite yılda yaklaşık 8 bin kilovatsaat elektrik üretebiliyor. Bu miktar, tipik bir hanenin yıllık tüketimini karşılayabiliyor.
Yaklaşık 10 panelden oluşan 5 kW’lık şebeke bağlantılı bir sistemin maliyeti 150 bin ile 200 bin lira arasında değişiyor. Depolamalı sistemlerde yatırım maliyeti yüzde 30-40 artarken, geri dönüş süresi şebeke bağlantılı sistemlerde ortalama 3 yıl, depolamalı sistemlerde ise 5-6 yıl olarak hesaplanıyor.
Şebeke bağlantılı modellerde üretilen elektrik öncelikle konutun anlık tüketimini karşılıyor. Fazla üretim olması halinde enerji şebekeye veriliyor ve mahsuplaşma sistemi kapsamında fatura döneminde tüketimden düşülüyor. Doğru projelendirme ile yıllık bazda elektrik faturasının sıfıra yakın seviyelere indirilebildiği belirtiliyor.
Büyük binalara yenilenebilir enerji zorunluluğu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği kapsamında belirli büyüklüğün üzerindeki binalarda elektrik tüketiminin en az yüzde 10’unun yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması zorunlu hale getirildi. Düzenlemenin özellikle site ve büyük ölçekli projelerde güneş enerjisi yatırımlarını artırması bekleniyor.
Akyol, bireysel tüketicilere yönelik doğrudan bir teşvik mekanizması bulunmadığını ancak kamu ve özel bankaların yeşil enerji kredileri sunduğunu belirtti. Ticari ve tarımsal işletmeler için ise çeşitli hibe ve destek programları devrede. Tarımda özellikle sulama pompaları, seralar ve soğuk hava depolarında güneş enerjisi yatırımlarının yaygınlaştığı, 5 kilovatlık bir sistem için maliyetin 5 bin ila 7 bin dolar arasında değişebildiği ve bazı projelerde yüzde 50-70 oranında hibe imkanı bulunduğu ifade ediliyor.


1 yorum
Güneşimize Gölge Etmeyin: Çatı GES’te Asıl Engel Finansman Değil, Bürokrasi!
1. Finansman Değil, Yönetim ve Bürokrasi Engeli
2. Regülasyon İstikrarsızlığı ve Yatırımcıda Güven Kaybı
3. Şeffaf Olmayan Şebeke Yönetimi ve “Trafo Kapasitesi” Bahanesi
4. Süreçleri Tıkayan Ağır Bürokratik İşlem Maliyetleri
5. Mikro Yönetim Çıkmazı: Apartman ve Site Mevzuatındaki Zorluklar
6. Piyasayı Bozan Elektrik Tarifesi Sübvansiyonları
7. İhtiyaç Fazlası Yerli ve Temiz Enerjinin Değersizleştirilmesi
Yazar: Enerji Uzmanı ve Elektrik Yüksek Mühendisi Bünyamin Kurt (https://www.serhadhaber.com/gunesimize-golge-etmeyin-cati-geste-asil-engel-finansman-degil-burokrasi-3704yy.htm)
Çatı tipi Güneş Enerjisi Santrallerinde (GES) yatırımın geri dönüş süresi 3-5 yıla kadar düşmüşken, Türkiye coğrafi potansiyeline rağmen kurulum sayısında neden ABD, Avustralya, Çin ve Avrupa’nın çok gerisinde kalıyor? Sorunun kaynağı sermaye eksikliği yada teknik değil; hantal bürokrasi, regülasyon istikrarsızlığı ve yönetim sorunları!
________________________________________
Dünyada çatı güneş santralleri milyonlara yayılırken, bizde neden on binlerde bile değil! Çatı GES’lerde halk ve şirketler kendi finansmanını pekâlâ sağlayabilir. Ancak buradaki en büyük engel finansman değil, doğrudan doğruya bir yönetim sorunu.
Çatı tipi Güneş Enerjisi Santralleri söz konusu olduğunda, özellikle sanayi tesisleri ve ticarethaneler için yatırımın geri dönüş süresi (ROI) 3 ila 5 yıl gibi çok cazip seviyelere inmiş durumda. Mesken için bile bu süreler normalde benzer seviyelerde. Yani ortada kendi kendini amorti eden, çok rasyonel bir yatırım var ve sermaye bulmak (Öz kaynak veya ticari kredi yoluyla) işin en kolay kısımlarından biri!
Mevzuat ve Bürokrasinin Etkisi
Yukarıdaki tabloda da görüleceği üzere, Almanya, Hollanda gibi güneşlenme süresi Türkiye’nin çok altında olan ülkelerde dahi kurulum sayısının milyonları bulması, Tarifeler, şebeke entegrasyonu ve yasal süreçlerin kolaylığıyla doğrudan bağlantılı. Özellikle Çatı ve Balkon tipi güneş enerjisi gibi bireysel kullanıma yönelik esnek düzenlemeler ve bürokrasinin aradan çıkarılması bu sayıyı hızla yukarı çekiyor.
Türkiye’deki asıl darboğaz ise “yönetim, mevzuat ve bürokrasi” üçgeninde düğümleniyor. Parası hazır olan bir yatırımcının veya vatandaşın hevesini kıran temel engeller şunlar:
1. Regülasyon İstikrarsızlığı ve Güven Sorunu Enerji piyasasında kurallar (özellikle lisanssız elektrik üretimi mevzuatı) çok sık değişiyor. Mahsuplaşma kurallarında, ihtiyaç fazlası enerjinin satış fiyatındaki komik rakamlar veya bedelsiz sisteme aktarılma zorunlulukları, yapılan ani yönetmelik değişiklikleri vb. fizibilite hesaplarını bir gecede altüst edebiliyor. Yatırımcı, “Bugün kurallara göre kârlı olan bu sistem, yarın çıkacak bir tebliğ ile zarara dönüşebilir” endişesi taşıyor.
2. Şebeke Yönetimi ve “Trafo Kapasitesi” Bahanesi Bir işyerinin, fabrikanın veya evin çatısına GES kurabilmesi için bölgedeki elektrik dağıtım şirketinden (EDAŞ) bağlantı onayı (“Çağrı Mektubu”) alması gerekiyor. Ancak çoğu zaman yatırımcılar “Bölgenizdeki trafo kapasitesi dolu” cevabıyla karşılaşıyor. Bu durum çoğu zaman teknik bir imkansızlıktan ziyade; şebekenin şeffaf yönetilememesinden, altyapı yatırımlarının yetersizliğinden ve kapasite tahsislerindeki isteksizliklerden kaynaklanıyor. Oysaki çatı GES tesislerinin enerjisi üretildiği yerde tüketildiği için çoğu zaman şebeke yükünü artırmaz, aksine azaltır.
3. Bürokratik “İşlem Maliyetleri” ve Süreçlerin Uzunluğu Sermayesi hazır bir çatı GES projesi; dağıtım şirketi, TEDAŞ, belediye ruhsat birimleri ve itfaiye gibi çoğu zaman ondan fazla kurumun onayından geçmek zorunda. Örneğin ABD, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde bu durum minimize edilmiştir. Birçok ülkede sadece dağıtım şirketine haber vermek yetmektedir. Almanya’da sadece kaba elektrik tek hat şeması yeterli olurken; ülkemizde itfaiye raporu, statik rapor, geniş çaplı elektrik projesi gibi talepler, haftalar içinde bitmesi gereken süreçleri aylarca, bazen yıllarca uzatıyor. Bu ağır bürokrasi, özellikle küçük yatırımcıyı sistemden uzaklaştırıyor.
4. Mikro Yönetim Sorunları: Apartman ve Site Mevzuatı: Şirketleri bir kenara bırakıp halka (meskenlere) indiğimizde karşımıza Kat Mülkiyeti Kanunu çıkıyor. Ortak bir apartman çatısına GES kurmak için tüm kat maliklerinin oybirliği veya nitelikli çoğunluğu gerekiyor. Komşuların ikna edilememesi veya maliyet paylaşımındaki anlaşmazlıklar, projeyi daha başlamadan bitiriyor. Çoğu Avrupa ve OECD ülkesinde olduğu gibi, çatı yenileme ve de özellikle yeni binalarda Çatı GES zorunlu olmalıdır.
5. Elektrik Tarifelerindeki Sübvansiyon Çıkmazı: Mesken çatılarında kurulumu engelleyen en önemli neden elektrik tarifeleridir. Devlet uzun yıllardır yüzlerce milyar TL ile elektrik faturalarını sübvanse ediyor. Bu durum hem devlet bütçesine ağır bir yük getiriyor hem de vatandaşın elektriği ucuz zannederek çatısına güneş santrali kurmasını engelliyor. Oysaki tarifeler piyasa gerçeklerine göre normalleştirilse hem devlet yükten kurtulacak hem de vatandaş üretime geçecektir. Enerjimizin %70-80’ini ithal olmasına rağmen mevzuat ve tarifelerle enerji üretiminin engellenmesi halkımıza, ekonomimize büyük zarar vermektedir.
6. İhtiyaç Fazlası Enerjiye Değer Verilmemesi: İthal ve dışa bağımlı Akkuyu Nükleer Santrali’nin elektriğine ortalama 12-15 sent alım garantisi verilirken, vatandaşın ürettiği ihtiyaç fazlası elektriğe dağıtım bedeli çıkıldığında net 2 sent civarı ödeniyor. Vatandaşa maliyetinin bile altında ödenen bu tutar, enerjide tabana yayılmanın önündeki en büyük engellerden biri. İthal, Kirli ve Pahalı enerjilere çok değer verip, milli temiz kaynaklar böyle değersiz görüldüğü müddetçe, enerjide dışa çok yüksek bağımlılığımız ve her yıl 60-70 milyar dolarımızın dışarı gitmesi kesinlikle engellenemez.
Sonuç Olarak; Türkiye’de çatı GES potansiyelinin önündeki duvar finansal değil, kurumsal kapasite eksikliği, bürokratik hantallık ve enerji politikalarındaki öngörülebilirlik sorunudur, liyakat sorunudur. Devlet finansman sağlamasa bile, sadece süreçleri dijitalleştirip izinleri tek durak ofis (one-stop-shop) mantığına indirse, tarifeleri piyasa şartlarına göre normalleştirse ve mahsuplaşma kurallarına 10 yıllık adil devlet alım garantisi verse, çatı GES kurulumları ülkemizde de patlama yapacaktır. Çünkü yukarıdaki gelişmiş ekonomilerde bu tür kolaylaştırma ve teşviklerle güneş santralleri milyonlara yayılmıştır. Temiz, yerli ve ekonomik ve muazzam potansiyelli Güneşimize daha fazla gölge edilmesin!