Kolombiya’nın Santa Marta kentinde düzenlenen ve Kolombiya ile Hollanda’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı”, küresel enerji dönüşümünde şehirlerin rolünü yeniden gündeme taşıdı. C40 Cities ağına bağlı şehirler, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması çağrısını yineleyerek 2030 yılına kadar kentlerde fosil yakıt kullanımını yarıya indirme hedefini teyit etti.
Konferansta verilen mesaja göre, küresel enerji krizleri ve fiyat dalgalanmaları, fosil yakıtlara bağımlılığın hem hane bütçeleri hem de ulusal ekonomiler için doğrudan bir risk oluşturduğunu ortaya koyuyor. Şehirler ise bu kırılganlığa karşı çözümün yenilenebilir enerjiye geçişten geçtiğini savunuyor.
Yenilenebilir enerji maliyet avantajı sunuyor
Küresel petrol ve gaz piyasalarındaki oynaklık sürerken, şehir yönetimleri yenilenebilir enerjinin daha istikrarlı ve ekonomik bir alternatif sunduğunu vurguluyor. Yeni kurulan güneş ve rüzgâr enerjisi santrallerinin maliyetlerinin, yeni fosil yakıt bazlı üretime kıyasla en az yüzde 50 daha düşük olduğu belirtiliyor. Ayrıca ülkelerin yüzde 92’sinin, mevcut enerji talebinin en az 10 katı büyüklüğünde yenilenebilir enerji potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.
Emisyonların yüzde 75’i şehirlerden
Şehirler, küresel enerji kaynaklı emisyonların yaklaşık yüzde 75’inden sorumlu. Bu nedenle yerel yönetimlerin attığı adımlar, küresel iklim hedefleri açısından kritik önem taşıyor. C40 verilerine göre, üye şehirlerde kişi başına düşen emisyonlar pandemi öncesi seviyelerin altına gerileyerek üst üste dört yıl düşüş gösterdi.
Şehirlerden somut uygulamalar
Dünya genelinde birçok şehir, enerji dönüşümünü hızlandıran uygulamaları hayata geçiriyor:
- Londra dünyanın en büyük temiz hava bölgelerinden birini devreye aldı.
- Melbourne belediye operasyonlarının tamamını yenilenebilir enerjiyle karşılıyor.
- Curitiba kamu binalarında güneş enerjisiyle enerji maliyetlerini yüzde 30 düşürdü.
- Johannesburg 140 milyon dolarlık yeşil tahvil ile enerji ve verimlilik projelerini finanse etti.
- Warsaw düşük gelirli hanelere temiz ısıtma desteği sağlıyor.
- Bogotá düşük emisyon bölgesi uygulamasıyla hava kalitesini iyileştirdi.
Yeşil dönüşümde iş gücü açığı büyüyor
Enerji dönüşümünün bir diğer kritik boyutu ise iş gücü. C40 analizine göre, 2040 yılına kadar sadece 25 şehirde yaklaşık 6 milyon ek çalışana ihtiyaç duyulacak. Özellikle ulaşım, inşaat ve atık yönetimi gibi sektörlerde ciddi iş gücü açığı oluşması bekleniyor. Bu nedenle şehirler, eğitim ve yeniden beceri kazandırma programlarıyla iş gücünü yeşil ekonomiye hazırlamaya odaklanıyor.
Yenilenebilir enerjiye geçişin yalnızca iklim değil, sağlık ve ekonomi açısından da büyük kazanımlar sağlayacağı belirtiliyor. Mevcut projeksiyonlara göre, bu dönüşüm 2050’ye kadar 776 binden fazla erken ölümü önleyebilir ve trilyonlarca dolarlık sağlık maliyetinin önüne geçebilir. Halihazırda C40 şehirlerinde 21 milyondan fazla yeşil istihdam bulunurken, 2040’a kadar her 10 işten 4’ünün yeşil sektörlerde olması bekleniyor.
Ulusal hükümetlere çağrı
Şehir yönetimleri, dönüşümün hızlanması için ulusal hükümetlerin daha güçlü destek sağlaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle:
- Şehir projelerine finansman erişiminin artırılması
- Elektrik şebekelerinin modernizasyonu
- Yerel yönetimlerin doğrudan yenilenebilir enerji anlaşmaları yapabilmesi
- Enerji sistemlerinde merkezsizleşmenin teşvik edilmesi gibi adımların kritik olduğu ifade ediliyor.
“Şehirler hazır, destek gerekiyor”
Kolombiya Çevre Bakanı Irene Vélez Torres, dönüşümün yalnızca ulusal hükümetlerle gerçekleşemeyeceğini belirterek şehirlerin bu sürecin merkezinde yer aldığını söyledi.
Hollanda İklim Politikası Bakanı Stientje van Veldhoven ise şehirlerin inovasyonun ve uygulamanın merkezi olduğunu vurguladı.
C40 yetkilileri de şehirlerin ulaşımın elektrifikasyonu, temiz enerji yatırımları ve enerji verimliliği uygulamalarıyla dönüşümü sahada hayata geçirdiğini belirtiyor.

