Agora Energy China ve Agora Energiewende tarafından yayımlanan yeni analize göre, 2024 yılında Çin’in toplam karbon emisyonlarındaki artış yalnızca yüzde 0,7 ile sınırlı kaldı. Bu oran, 2023’teki yüzde 4,5’lik artışla karşılaştırıldığında kayda değer bir yavaşlamayı işaret ediyor. Ancak aynı yıl onaylanan 94,5 GW’lık yeni kömür santrali kapasitesi, ülkenin enerji stratejisindeki çelişkileri gözler önüne seriyor.
Agora Energy China Genel Müdürü Kevin Tu, “Dünyanın en büyük emisyon üreticisi ve yenilenebilir enerji dağıtımında lideri olan Çin’in, küresel iklim eyleminde belirleyici rol oynayabileceğini” vurgularken, iklim hedeflerine ulaşmak için daha kapsamlı, tüm sektörleri kapsayan bir politika setinin gerekliliğine dikkat çekti.
Rüzgâr ve güneş, kömürü ilk kez geride bıraktı
Çin, 2024 yılı boyunca rekor düzeyde 277 GW güneş ve 79 GW rüzgâr enerjisi kapasitesi kurarak 2030 için belirlediği yenilenebilir enerji hedefini altı yıl önceden yakaladı. Böylece güneş ve rüzgâr, ülkenin toplam kurulu kapasitesinin yüzde 42’sini oluşturdu ve kömürü ilk kez geride bıraktı. Temiz enerjiye yapılan yatırım da dikkat çekici: Çin sadece 2024’te bu alana yaklaşık 625 milyar ABD doları ayırdı; bu rakam, Avrupa Birliği’nin aynı dönemdeki yatırımının üç katından fazla.
Buna rağmen, 2024’te Çin’in elektrik üretiminin yüzde 63’ü hâlâ fosil yakıtlardan sağlandı; bu oranın yüzde 55’i ise doğrudan kömürden geldi. Rüzgâr ve güneş ise toplamda yalnızca yüzde 18,5’lik üretim payına sahipti. Bu durum, yenilenebilir kaynakların sisteme entegrasyonunun ve enerji piyasasındaki reformların hızlandırılması gerektiğine işaret ediyor.
Sanayide dönüşüm başladı ancak politika desteği yetersiz
Rapora göre, Çin’in enerji tüketiminin büyük bölümünü oluşturan sanayi sektörü, dönüşüm sinyalleri veriyor. 2024 yılında ülkenin enerji yoğunluğu yüzde 3,5 azaldı ve elektrikli süreçler ile yeşil hidrojen gibi temiz teknolojilerin yaygınlaşmasıyla yaklaşık 130 milyon ton CO₂ emisyonunun önüne geçildi. Ancak kömür bazlı kimya sanayiindeki büyüme sürüyor. Rapora göre, karbon fiyatlandırması ve döngüsel ekonomi gibi yapısal önlemler bu dönüşümün kalıcılığı açısından hayati.
Ulusal karbon piyasasının çelik, çimento ve alüminyum gibi sektörlere genişletilmesi olumlu bir adım olsa da, düşük karbon fiyatları ve 2027’ye kadar sürecek ücretsiz izin uygulamaları piyasanın etkisini sınırlıyor. Agora, daha güçlü fiyat sinyalleri ve talep yönlü teşviklerin emisyon azaltımını hızlandırabileceğini belirtiyor.
“Adil geçiş çerçevesi olmadan kömürden çıkış mümkün değil”
2024’te Çin’de onaylanan 94,5 GW’lık yeni kömür santrali, 2015’ten bu yana en yüksek düzeyde. Bu yatırımlar, mevcut santrallerin büyük kısmının atıl kapasiteyle çalışmasına rağmen gerçekleşti. Kömür üretiminin yüzde 80’den fazlasının dört eyalette yoğunlaşması ise geçişin sosyoekonomik etkilerini derinleştiriyor.
Agora Energiewende Genel Müdürü Markus Steigenberger, “Çin’in yeşil geçişi başarması için yalnızca yeni kömür santrali onaylarını durdurması yetmez. Aynı zamanda, çalışanları destekleyen, altyapıyı geliştiren ve yerel ekonomileri çeşitlendiren adil bir geçiş çerçevesi de gerekli.” değerlendirmesinde bulundu.
Rapor, Çin’in 2030’da emisyonları zirveye çıkarma ve 2060’ta karbon nötrlüğüne ulaşma hedefleri doğrultusunda hazırladığı 15. Beş Yıllık Plan’ın (2026–2030) şekillendiği dönemde yayımlandı. Aynı zamanda, ülkelerin 2035 Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) Eylül ayında Birleşmiş Milletler’e sunmaları bekleniyor. Nisan 2025’te düzenlenen İklim ve Adil Geçiş Liderler Zirvesi’nde Başkan Xi Jinping’in 2035 iklim hedefini benimseme sözü, Çin’in bu kritik sürece siyasi kararlılıkla yaklaştığını gösteriyor.
Çin’in atacağı adımlar, sadece kendi emisyonlarını değil, küresel iklim eyleminin seyrini de belirleyecek.

