Orta Doğu’da yaşanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel enerji sisteminde önemli kırılmalara yol açarken, fosil yakıt kaynaklı elektrik üretiminde dikkat çekici bir düşüşe neden oldu. Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA) tarafından yayımlanan yeni analize göre, Mart ayında özellikle doğal gaz ve kömür kaynaklı üretimde gerileme kaydedildi.
Rapora göre, boğazın kapanmasıyla birlikte petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışlarında yaşanan kesintiler, fosil yakıtlara dayalı enerji üretimini doğrudan etkiledi. Küresel ölçekte gaz santrallerinde üretim düşerken, bazı ülkelerde kömür kullanımında da azalma görüldü.
Yenilenebilir enerji krizde “tampon” görevi gördü
Analiz, aynı dönemde yenilenebilir enerji kaynaklarının sistem üzerindeki baskıyı önemli ölçüde hafiflettiğine işaret ediyor. Özellikle güneş ve rüzgâr enerjisindeki artış, fosil yakıtlardaki arz şokunun etkilerini sınırladı.
Uzmanlara göre bu durum, enerji sistemlerinin çeşitlendirilmesinin ve yerli, düşük maliyetli kaynaklara yönelmenin kriz dönemlerinde ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Birçok ülkede kömür üretimi geriledi
Raporda, Türkiye dahil olmak üzere ABD, Almanya, Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkelerde kömürle elektrik üretiminin Mart ayında belirgin şekilde düştüğü vurgulandı. Bu düşüşte hem yakıt tedarikindeki zorluklar hem de yenilenebilir kapasitedeki artış etkili oldu.
2026 Hürmüz Boğazı krizi ile birlikte küresel enerji arzında yaşanan kesintinin, son on yılların en büyük şoklarından biri olduğu değerlendiriliyor. Boğazdan normal şartlarda günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği göz önüne alındığında, kesintinin ölçeği enerji piyasaları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
Uzmanlar, yaşanan gelişmelerin fosil yakıtlara bağımlı enerji sistemlerinin kırılganlığını açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor. Bu durumun, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırarak küresel enerji dönüşümünü daha da ivmelendirebileceği ifade ediliyor.

