WindEurope tarafından yayımlanan 2025 Yıllık İstatistik Raporu’na göre, Avrupa rüzgâr sektörü yalnızca geçen yıl içinde inşa edilecek projeler için 45 milyar avroluk yatırım kararı aldı. Bu yatırımlar, kıtanın enerji güvenliği ve sanayi rekabet gücü açısından stratejik önem taşıyor.
WindEurope CEO’su Tinne van der Straeten, AB elektrik piyasası tasarımı ve Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) üzerinde yapılması planlanan olası değişikliklerin sektöre zarar verebileceğini belirterek, “Oyunun kurallarını yatırım yapıldıktan sonra değiştirmek, rekabet gücü ve enerji güvenliğine zarar verir.” değerlendirmesinde bulundu.
Almanya ilk sırada, Türkiye ikinci
2025’te en fazla yeni kapasiteyi 5,2 GW ile Almanya devreye aldı. Almanya’yı 2,1 GW ile Türkiye, 1,8 GW ile İsveç ve 1,6 GW ile İspanya izledi.
Türkiye’nin yeni rüzgâr enerjisi kurulumlarında ikinci sırada yer alması konusunda AA’dan Gülşen Çağatay’a konuşan van der Straeten, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye, 2 GW’ın üzerinde yeni kapasiteyi devreye alarak bu alanda dikkat çekici bir performans sergiledi. Bu etkileyici sonuç için Türkiye’yi tebrik etmek bana düşüyor. Bu seviye, yalnızca güçlü bir büyüme göstergesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin bugüne kadar ulaştığı en yüksek yıllık kurulum kapasitesine işaret ediyor. Bu tablo ülkenin yenilenebilir enerji alanındaki ivmesini ortaya koyuyor.”
Van der Straeten, bu sonucun Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) için güvenilir bir ortak olarak konumunu güçlendirdiğini belirterek, AB ile Türkiye arasındaki rüzgâr sanayisi işbirliğinin teknoloji, yatırım ve tedarik zinciri açısından güçlü bağlar oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye’nin yalnızca rüzgâr enerjisi kurulum kapasitesi ile değil, gelişmiş yerli tedarik zinciriyle de öne çıktığının altını çizen Van der Straeten, şunları kaydetti:
“Güçlü üretim altyapısı kanat, kule ve ekipman imalatını kapsarken, bu yapı yerel istihdama ve yerli sanayiye doğrudan katkı sağlıyor. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde hem bölgesel hem de Avrupa ölçeğinde artan rolünü pekiştiren olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Diğer açılardan bakıldığında, bu durum enerji güvenliği sağlıyor çünkü yerli kaynaklara dayanıyor, rekabetçi ve dayanıklı bir yapı sunuyor.”
Van der Straeten, Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki örnek başarısıyla COP31’e ev sahipliği yapacak olması ile ilgili “COP31 başkanlığını gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum. Türkiye’nin 2025 rüzgâr verilerini görmek, başkanlık sürecine ilişkin güvenimi artırıyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden ise, WindEurope raporu ile Türkiye’nin, rüzgar enerjisinde Avrupa’nın en büyük ikinci pazarı konumuna yükseldiğini net biçimde ortaya koyduğunu bildirdi.
Erden, yazılı açıklamasında, bu tablonun Türkiye’nin yatırım ortamı, sanayi kapasitesi ve proje geliştirme kabiliyetinin Avrupa ölçeğinde rekabetçi bir seviyeye ulaştığını gösterdiğini ifade etti.
Erden ayrıca, rüzgâr enerjisinin enerji arz güvenliği ve sanayinin dönüşümü açısından stratejik bir kaldıraç olmaya devam ettiğini kaydetti.
Artık rüzgârda potansiyelin değil, gerçekleşen kurulum hızının ve bu üretimin elektrik sistemine ne kadar sağlıklı entegre edilebildiğinin konuşulduğunu vurgulayan Erden, şu ifadeleri kullandı:
Bugün rüzgâr yatırımlarının önündeki temel kısıt üretim teknolojisi değil, iletim ve bağlantı kapasitesi. Enerji depolama çözümleri ise elektrik üretim dalgalanmalarının yönetilmesi ve sistemin yüksek yenilenebilir payına uyum sağlaması açısından giderek daha kritik bir rol üstlenecek.”
Açık deniz rüzgârında zayıf yıl
Rapora göre, yeni kurulumların yüzde 90’ı karasal rüzgâr projelerinden oluştu. Avrupa, 2025’te 17 GW’ın üzerinde yeni karasal rüzgâr kapasitesi ekleyerek rekor kırdı. Bunun yaklaşık 2 GW’ı mevcut tesislerin modernizasyonundan (repowering) kaynaklandı. Dokuz ülke 500 MW’ın üzerinde karasal rüzgâr kurulumu gerçekleştirdi.
Litvanya ise 759 MW’lık yeni kurulumla toplam kapasitesini yüzde 40’ın üzerinde artırdı. Rüzgâr enerjisi, 2025 yılında Litvanya’nın elektrik talebinin yüzde 33’ünü karşıladı. Bu gelişme, Baltık ülkesinin Rusya elektrik şebekesine ve fosil yakıt ithalatına bağımlılığını azaltmasında kritik rol oynadı.
Avrupa, 2025’te yalnızca 2 GW yeni açık deniz rüzgâr kapasitesini şebekeye bağladı. Bu rakam, 2016’dan bu yana en düşük seviye olarak kaydedildi. Kurulumların düşmesinde inşaat gecikmeleri etkili oldu.
Yeni açık deniz türbinlerini devreye alan ülkeler ise İngiltere, Almanya ve Fransa ile sınırlı kaldı. Sektör, 2026’da geciken projelerin devreye girmesiyle toparlanma bekliyor.
Avrupa’nın 2026-2030 döneminde toplam 151 GW yeni rüzgâr enerjisi kapasitesi kurması öngörülüyor. Bunun 112 GW’ının AB ülkelerinde gerçekleşmesi bekleniyor. AB içindeki kurulumların üçte birinden fazlasının Almanya’daki karasal projelerden gelmesi planlanıyor.
Ancak birçok üye devlet, rüzgâr enerjisinin ölçeklenmesi konusunda yapısal engellerle karşı karşıya:
1. Şebeke altyapısı
Yetersiz şebeke yatırımları ve uzun bağlantı kuyrukları, en büyük darboğaz olmaya devam ediyor. Üye devletlerin AB Şebeke Paketi kapsamında öngörülen düzenlemeleri hızla uygulaması gerektiği vurgulanıyor.
2. Elektrifikasyonun yavaşlığı
Sanayi, ulaşım ve ısıtma sektörlerinde elektrifikasyon beklenen hızda ilerlemiyor. Bu durum, yeni rüzgâr projelerinin ekonomik fizibilitesini zayıflatıyor. AB’nin yakında açıklaması beklenen Elektrifikasyon Eylem Planı’nın, özellikle ısı pompaları ve elektrikli kazanlar gibi ticari olarak hazır teknolojilere odaklanması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca elektrik üzerindeki enerji dışı vergi ve harçların azaltılması çağrısı yapılıyor.
3. İzin süreçleri
AB, Yenilenebilir Enerji Direktifi kapsamında izin süreçlerini hızlandırmaya yönelik düzenlemeler getirmiş olsa da çoğu üye devlette uygulama yetersiz kaldı. Avrupa Komisyonu, bu önlemleri uygulamadıkları gerekçesiyle 27 AB ülkesinin 26’sı hakkında ihlal prosedürü başlattı. Yüksek elektrik fiyatları ve zayıflayan sanayi rekabet gücü ortamında bu gecikmelerin kabul edilemez olduğu belirtiliyor.

