Ember tarafından yayınlanan yeni bir analiz, 2020’lerde yaşanan iki büyük fosil yakıt krizinin, temiz enerjiye doğru yapısal bir değişimi hızlandırdığını ve bunun petrol, doğal gaz ve enerji güvenliği açısından uzun vadeli sonuçlar doğuracağını gösterdi.
Analiz, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı ve 2026’daki ABD-İsrail’in İran’a saldırısının fosil yakıtlara bağımlılığın kırılganlığını ortaya koyduğunu belirtti. Ayrıca, günde yaklaşık beş milyon varil petrolün ortadan kalkmasına neden olan 1970’lerdeki petrol şoklarıyla paralellikler kurdu.
Analizde, 1970’lerdeki krizde arz kaybının yaklaşık altı ay sürdüğü belirtildi. Acil bir yeniden açılma olsa bile, normale dönüş aylar sürecek. Kuyuların yeniden faaliyete geçmesi zaman alacak ve Körfez genelindeki altmıştan fazla hasarlı enerji sahasının onarılması gerekecek; ayrıca boğazı geçmenin risk primi devam edecek.
Bugün uygulanabilir alternatifler mevcut
Ancak analizde, 1970’lerden farklı olarak, ülkelerin artık uygulanabilir ve maliyet açısından rekabetçi alternatiflere sahip olduğu belirtildi. Güneş ve rüzgâr enerjisi, batarya depolama ve elektrikli araçlar gibi teknolojiler artık daha ucuz, daha hızlı devreye alınabiliyor ve küresel tedarik zincirindeki aksamalara daha az maruz kalıyor.
Analizde, güneş enerjisinin depolama ile birlikte birçok bölgede doğal gazla çalışan elektrikten zaten daha ucuz olduğu, elektrikli araçların ise benzinli araçlardan daha ekonomik olduğu belirtildi. Birçok sektör zaten daha temiz enerjiye geçiyor; örneğin, ulaşım sektöründe petrol talebi, elektrikli araç kullanımının artmasıyla birlikte düşmeye başlarken, enerji sektöründe sıvılaştırılmış doğal gaz, yenilenebilir enerjiden gelen artan rekabetle karşı karşıya kalıyor. Rapora göre, bu eğilim küresel fosil yakıt talebinin zirve noktasına yaklaştığını gösteriyor.
Analizde ayrıca Asya’yı bu geçişin kilit itici gücü olarak tanımladı. Petrol ithalatının yüzde 40’ından fazlasının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği bölge, arz kesintilerine en çok maruz kalan bölgeler arasında yer alıyor ve bu nedenle elektrifikasyonu hızlandırmak için güçlü bir teşvike sahip.
Hızlı elektrifikasyona odaklanmak gerekiyor
Analizde, bu tür bir kriz sırasında hükümetlerin fosil yakıt üretimini ve sübvansiyonlarını artırmaya yönelme eğiliminde oldukları ve bu tür önlemlerin de giderek istikrarsızlaşan bir sisteme bağımlılığı uzatma riskini taşıdığı uyarısında bulunuldu. Bunun yerine, sektörler genelinde hızlı bir elektrifikasyonun yanı sıra elektrik maliyetlerini düşürmeye ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırmaya yönelik politikaların uygulanması çağrısında bulunuldu.

