Araştırmaya göre, hidrojen piyasasında en büyük sorunlar; yeterli alıcı (offtake) bulunamaması, yüksek maliyetler ve karmaşık düzenleyici çerçeveler olmaya devam ediyor. Ancak buna karşın, hangi teknolojilerin ve bölgelerin ticari ölçekte başarı sağlayabileceği daha net biçimde ortaya çıkmaya başlıyor.
Avrupa’da RFNBO dışı hidrojen projeleri hız kazanacak
Rapora göre 2026, Avrupa için önemli bir kırılma yılı olacak. Yenilenebilir olmayan biyolojik kökenli yakıtlar (RFNBO) dışındaki düşük karbonlu hidrojen projelerinin önündeki belirsizlikler büyük ölçüde azalıyor. Avrupa Komisyonu’nun, Hidrojen Bankası ihalelerinin bir bölümünü RFNBO dışı projelere açacağını açıklaması, bu alanda yatırım iştahını artırmış durumda.
Wood Mackenzie, Avrupa’ya tedarik sağlayacak en az üç büyük ölçekli RFNBO dışı hidrojen projesinin 2026’da nihai yatırım kararını (FID) almasını bekliyor. Bu projelerin toplam kapasitesinin yıllık 50 bin tonu aşacağı öngörülüyor. Ayrıca ihracat odaklı geliştiricilerin, hem RFNBO hem de RFNBO dışı üretimi bir arada yürüttüğü “hibrit” modellerin yaygınlaşacağına dikkat çekiliyor.
Hindistan’da ucuz amonyak ihaleleri testten geçecek
Hindistan’ın 2025 sonunda sonuçlandırdığı yeşil amonyak ihaleleri, düşük fiyatlarıyla küresel piyasada dikkat çekmişti. Ton başına 550–700 dolar aralığındaki teklifler, ABD ve Orta Doğu’daki mavi amonyak projeleriyle rekabet edebilir seviyede bulunuyor.
Rapora göre, ihale kapsamında verilen toplam 725 bin tonluk kapasitenin yaklaşık 439 bin tonluk bölümünün hayata geçmesi bekleniyor. Ancak 285 bin tonluk kısmın, sözleşme aşamasına gelmeden iptal edilmesi olası görülüyor. Özellikle büyük ölçekli ve mevcut tesisleri dönüştürme imkânı olan şirketlerin projeleri ilerletebileceği, diğer geliştiricilerin ise yüksek risk nedeniyle geri adım atabileceği belirtiliyor.
Orta Doğu’da hidrojen projeleri yavaşlıyor
Wood Mackenzie raporu, Orta Doğu’da hidrojen projeleri açısından daha karamsar bir tablo çiziyor. Bölgedeki projelerin büyük ölçüde ihracata bağımlı olması ve Avrupa ile Kuzeydoğu Asya’da beklenen talebin oluşmaması, yatırımları zora sokuyor.
Rapora göre, 2026 yılında Orta Doğu’da en az üç büyük ölçekli hidrojen projesi ya iptal edilecek ya da ciddi biçimde küçültülecek. Umman’ın 2030 için koyduğu yıllık 1 milyon tonluk üretim hedefini aşağı çekmesi ve bu hedefi 2034’e ertelemesi bekleniyor. Suudi Arabistan’da ise NEOM projesinin ardından daha temkinli bir yaklaşımın benimseneceği ifade ediliyor.
Amonyak kırıcı tesisler ticari ölçeğe ulaşıyor
2026’nın en dikkat çekici gelişmelerinden biri de amonyaktan hidrojen elde edilen “cracker” tesislerinin yaygınlaşması olacak. Rapora göre, Kuzeybatı Avrupa’da iki, Kuzeydoğu Asya’da bir olmak üzere en az üç endüstriyel ölçekli amonyak kırma projesi 2026’da nihai yatırım kararını alacak. Toplam yatırım tutarının yaklaşık 600 milyon dolar olması bekleniyor.
Bu tesislerin, çelik, rafineri ve yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçlerinde hidrojen kullanımını mümkün kılarak, ithalata dayalı bir çözüm sunacağı belirtiliyor. Teknolojik olgunluk, altyapı yatırımları ve artan talep, bu projelerin önünü açan temel faktörler arasında gösteriliyor.
AB’de sanayi için zorunlu hidrojen hedefleri gündemden düşebilir
Rapora göre, Avrupa Birliği’nin 2030 için sanayi sektöründe öngördüğü yüzde 42’lik RFNBO hidrojen kullanım hedefi fiilen rafa kalkıyor. Birçok üye ülkenin bu hedefi ulusal mevzuatına aktarmadığı, Almanya’nın ise bağlayıcı zorunluluklar yerine sübvansiyon temelli bir yaklaşımı benimsediği vurgulanıyor.
Wood Mackenzie, sanayiye yönelik zorunlu hedeflerin terk edilmesiyle birlikte yaklaşık 8,6 milyar dolarlık hidrojen yatırımının yön değiştireceğini öngörüyor. Yatırımların, talep garantisi sunan ve güçlü destek mekanizmalarına sahip ülkelere yoğunlaşması bekleniyor.
Raporda verilen genel mesaja göre, hidrojen sektöründe başarı, artık yalnızca iddialı hedeflere değil, gerçekçi talep sinyallerine bağlı. Wood Mackenzie analistlerine göre, politika hedefleri ile piyasa gerçekleri örtüşmediği sürece büyük ölçekli projelerin hayata geçmesi zor görünüyor.
2026, bu açıdan hidrojen sektörü için bir “hesaplaşma yılı” olacak. Hangi projelerin ayakta kalacağı, hangilerinin rafa kaldırılacağı bu dönemde netleşecek.

