Avrupa rafinerileri, sera gazı emisyonlarını azaltmak ve AB’nin iklim hedeflerine uyum sağlamak için yeşil hidrojen yatırımlarını hızlandırıyor. Wood Mackenzie’nin yayımladığı rapora göre, 2030 yılına kadar Avrupa rafinerilerinde yıllık yaklaşık 500 bin ton yeşil hidrojen tüketimi öngörülüyor. Bu miktar, mevcut hidrojen talebinin önemli bir kısmının düşük karbonlu yöntemlerle karşılanması anlamına geliyor.
Rapor, Avrupa rafinerilerinin düşük karbonlu hidrojen projeleri için 6 milyon ton/yıl kapasiteye ulaşabilecek yatırımları gündemine aldığını ve bu projeler için şimdiden 5 milyar doların üzerinde sermaye ayırdığını ortaya koyuyor. Rafineriler, AB’nin yeni yenilenebilir enerji düzenlemesi RED III çerçevesinde, mavi hidrojen yerine yeşil hidrojeni tercih ederek projelerdeki gecikme ve iptalleri azaltmayı hedefliyor.
Avrupa’da düzenlenen yenilenebilir hidrojen ihalelerinde maliyetlerin düşmeye başladığı da raporda dikkat çekiyor. Son ihalelerde ortalama fiyatlar yüzde 18 azalarak kilogram başına 8,35 dolar seviyesine gerilerken, Almanya’da düşüş oranı yüzde 55’i aştı. Rafinerilerin düzenleyici hedefleri karşılamak için kilogram başına 9,23 dolar ödemeye hazır oldukları belirtiliyor.
Wood Mackenzie modellemelerine göre, rafinerilere yönelik projelerde maliyetlerin 7–8,3 dolar/kg aralığında gerçekleşmesi mümkün görünüyor. Bu tablo, yeşil hidrojenin uzun vadede daha rekabetçi hale gelebileceğine işaret ediyor.
Politika ve teknoloji belirleyici olacak
Bununla birlikte rapor, maliyetlerin daha fazla düşebilmesi için yenilenebilir elektrik fiyatlarının gerilemesi, elektrolizör verimliliğinin artması ve sektörde standartların oturması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca ilk örnek projelerde finansman ve performans risklerinin yatırımcılar için önemli bir engel oluşturduğu belirtiliyor.
AB’nin RED III düzenlemesinin ulusal düzeyde uygulanmasının yavaş ilerlemesi ise sektörde belirsizlik yaratan bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Havacılık ve denizcilikte büyük talep
Rafinerilerin dışında, yeşil hidrojenin özellikle havacılık ve deniz taşımacılığı sektörlerinde uzun vadeli bir talep alanı yaratması bekleniyor. AB’nin ReFuelEU Aviation düzenlemesi, 2030 itibarıyla jet yakıtı tüketiminin en az yüzde 6’sının sürdürülebilir havacılık yakıtlarından sağlanmasını öngörüyor. Bunun yaklaşık 350 bin ton/yıl yeşil hidrojen talebi yaratacağı hesaplanıyor.
2050’ye kadar bu oran yüzde 70’e çıkarken, talebin yarısının e-yakıt kaynaklı olması ve yıllık yaklaşık 8 milyon ton yeşil hidrojen gerektirmesi bekleniyor. Denizcilik sektöründe de AB’nin FuelEU Maritime düzenlemesi ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün net sıfır çerçevesi, hidrojen türevli yakıtların devreye alınmasını hızlandırabilir.

