Küresel elektrik sektörü, 2026 yılında hem üretim yapısı hem de talep dinamikleri açısından kritik bir döneme giriyor. Enerji danışmanlık şirketi Rystad Energy tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki ivme sürerken, depolama teknolojileri ve nükleer enerji sistemin denge unsurları haline geliyor. Buna karşın, özellikle veri merkezleri ve elektrikli ulaşımın etkisiyle küresel elektrik talebinde güçlü bir artış bekleniyor.
Rystad Energy’nin analizine göre, 2025 yılında küresel ölçekte 703 GW’la zirve yapan yenilenebilir enerji kapasite artışı, 2026’da yaklaşık 650 GW’a gerileyecek. Bu yavaşlamada özellikle Çin’de yenilenebilir enerji politikalarında öngörülen değişiklikler belirleyici olacak. Ancak kapasite artışındaki bu ivme kaybına rağmen, yenilenebilir kaynaklardan üretilen toplam elektrik miktarı artmaya devam edecek. Hidroelektrik, rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir kaynakların toplam üretiminin 2026 yılında yaklaşık 11 bin 900 TWh seviyesine ulaşarak kömürden üretilen elektriği geride bırakması bekleniyor. Bu gelişme, küresel enerji dönüşümü açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Analizde dikkat çeken bir diğer başlık ise enerji depolama sistemleri. Değişken üretim karakterine sahip yenilenebilir kaynakların sistem entegrasyonunda kilit rol üstlenen batarya enerji depolama kapasitesinin 2026’da hızlı bir büyüme göstermesi öngörülüyor. Küresel depolama kapasitesinin 2025’te 241 GW seviyesindeyken, 2026’da yaklaşık 363 GW’a ulaşması bekleniyor. Maliyetlerin düşmesi ve teknolojik gelişmeler, depolama sistemlerini elektrik şebekelerinin vazgeçilmez bir unsuru haline getiriyor.
Nükleer enerji de 2026’da küresel elektrik denkleminde yeniden güç kazanıyor. Rystad Energy’ye göre, söz konusu yıl içinde yaklaşık 14 GW’lık yeni nükleer kapasitenin devreye alınması bekleniyor. Bu artış, son 30 yılın en yüksek net nükleer kapasite büyümesi olarak öne çıkıyor. Çin başta olmak üzere Hindistan, Bangladeş, Türkiye ve Güney Kore gibi ülkeler nükleer yatırımlarla bu büyümeye katkı sağlayacak. ABD’de kapatılan Palisades Nükleer Santrali’nin yeniden devreye alınması ihtimali de nükleer enerjinin geri dönüşünün sembolik örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Öte yandan küresel elektrik talebindeki artış, sektörün en belirleyici unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Rystad Energy, küresel elektrik tüketiminin 2026 yılında yaklaşık 30 bin 400 TWh seviyesine çıkarak yıllık bazda yüzde 3,6 oranında büyüyeceğini öngörüyor. Talep artışının arkasındaki temel itici güçler arasında veri merkezleri, dijitalleşme ve elektrikli ulaşım yer alıyor. Ticari sektörün elektrik talebinin yüzde 5’in üzerinde artması beklenirken, ulaşım sektörü yüzde 10’u aşan büyüme oranıyla en hızlı artış gösteren alanlardan biri olacak.
Rystad Energy’nin değerlendirmesi, 2026’nın küresel elektrik sektörü için yalnızca bir büyüme yılı değil, aynı zamanda sistemin daha esnek, daha dijital ve daha düşük karbonlu bir yapıya evrildiği bir dönüm noktası olacağına işaret ediyor. Yenilenebilir enerjinin liderliği güçlenirken, depolama ve nükleer gibi tamamlayıcı teknolojiler enerji güvenliğinin ve arz sürekliliğinin temel dayanakları haline geliyor.

